DOLAR 31,0708 0.17%
EURO 33,6790 -0.05%
ALTIN 2.032,040,76
BITCOIN 1565012-2,02%
İstanbul
13°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti grup toplantısında konuştu! “Yeniden İstanbul”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti grup toplantısında konuştu! “Yeniden İstanbul”

ABONE OL
Kasım 29, 2023 11:49
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti grup toplantısında konuştu! “Yeniden İstanbul”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşakın Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Dünyadaki gelişmeleri, Gazze’yi, ekonomiyi ve birçok konuda gerçekleştirilen çalışmaları dile getirdi. Başkan Erdoğan, yaptığı konuşmada ise yerel seçimlere yönelik bir manşet verdi. Erdoğan, “Yeniden İstanbul” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmanın tamamı ise şu şekilde:

Kıymetli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Grup toplantımızın Partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Buradan sizlerin vasıtasıyla 81 vilayetimizin tamamındaki vatandaşlarıma, dünyanın 100’den fazla ülkesinde Türk milletini başarıyla temsil eden gurbetçilerimize selam ve saygılarımı gönderiyorum.

AK Parti’nin ülkeye hizmet sancağını vatanımızın dört bir yanında gururla dalgalandıran saygıdeğer hanımefendileri, aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan sevgili genç kardeşlerimi, samimi dualarını her zaman yanımızda hissettiğimiz aziz milletimin her bir ferdini buradan hürmetle selamlıyorum.

Türkiye yüzyılının inşası için gece-gündüz demeden çalışan, koşan, koşturan tüm kardeşlerime şahsım ve partim adına selamlarımı iletiyorum.

Yedi güzel adamdan biri merhum Erdem Beyazıt, duygularımıza ne güzel tercüman oluyor;

“Müslüman yürekler bilirim daha

Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet

Eller bilirim haşin hoyrat, mert

Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır

Her kırışığı sorulacak bir hesabı

Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.”

Evet, yine sizlerin vasıtasıyla alınlarındaki her kırışık zalimlerden sorulacak bir hesabı anlatan Filistinli kardeşlerimi, Gazze’nin mazlum ve mağrur insanlarını en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum.

Gazzeli kardeşlerimiz 7 Ekim’den beri insanlık tarihinin en kalleş, en menfur saldırılarına maruz kaldılar. Camileri bombalandı, okulları harabeye çevrildi, hastaneleri yerle yeksan edildi, sığındıkları mülteci kampları bilinçli şekilde hedef alındı, göç eden sivillerin üzerlerine yollarda bombalar yağdırıldı. Analarının öpüp koklamaya kıyamadığı sabiler, hunharca katledildi. Babalara gözü gibi sakındıkları yavrularının parçalarını toplattılar. Gıdasını, yakıtını, ilacını, ekmeğini, elektriğini, suyunu, iletişimini kesip 360 kilometrekarelik açık hava hapishanesine sıkıştırdıkları 2,3 milyon insana adeta soykırım uyguladılar. Tüm dünyanın gözü önünde 50 gün boyunca Gazze’yi yaktılar, yıktılar. İnsanlık tarihine kara birer leke olarak geçen her türlü zulmü yaptılar. Gazze’deki İsrail zulmüne maruz kalanlar, 7 Ekim’den beri yaşadıkları tam bir cehennemdi. Bu ifadeyle tarif ediyor şair, yüzde 70’den fazlası kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 16 bin Gazzeli kardeşimiz, İsrail’in saldırıları sonucunda şehit oldu.  35 binin üzerinde Filistinli kardeşimiz yaralandı, şehitlerin her birini rahmetle yâd ediyor, yaralılara Allah’tan acil şifalar niyaz ediyorum.

Gazze’deki binaların üçte ikisi yıkıldı veya tahrip oldu ya da kullanılamaz hale geldi. Gazze’deki sağlık ve eğitim altyapısı tamamen çökmüş durumda. Gazze’de son asrın en büyük mezalimlerinden birini yapan Netanyahu, adını tarihe şimdiden Gazze kasabı olarak yazdırmıştır. Bu kara leke sadece Netanyahu’nun değil, ona koşulsuz destek veren herkesin alnına yapışmıştır. Bu utanç lekesi, hiçbir zaman temizlenmeyecektir. Gazze’de işlenen insanlık ve savaş suçlarını da bir-ikisi hariç Batılı ülkelerin tepkisizliğini de asla unutmayacağız. İsrail yönetiminin insanlık vicdanı yanında uluslararası hukuk önünde de hesap vermesi için mevcut tüm yolları deneyeceğiz.

Değerli dava arkadaşlarım; Türkiye olarak tarih boyunca olduğu gibi bugün de tüm imkânlarımızla Gazzeli kardeşlerimizin yanındayız. Uluslararası temaslarımızın ilk ve en önemli konusu, Gazze’deki savaştır. Son olarak Cezayir seyahatimizde Cumhurbaşkanı Tebbun’la, ardından hafta sonu ülkemizi ziyaret eden Lübnan Başbakanı Sayın Mikati ile bu meseleyi tüm yönleriyle konuştuk. İspanya Başkanı Sayın Sánchez’le telefon görüşmemizde Gazze’yi ele aldık. Bu konudaki dik ve dirayetli duruşu için İspanya’yı tebrik ediyorum.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres ile yaptığımız telefon görüşmesinin gündemi, Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı insani dramdı. Yarın Birleşik Arap Emirlikleri’ne gidiyoruz. Dubai ziyaretlerimizde iklim konularıyla birlikte Gazze’yi de ele alacak, Gazze halkı için neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Gazze için temas trafiğimizi yoğunlaştırarak sürdüreceğiz. Cuma günü başlayan esir takaslarını ve insani arayı, akan kanın bir nebze olsun durdurulması bakımından müspet bir gelişme olarak görüyoruz. Mutabakatın tesisine katkı veren tüm kardeş ülkelere teşekkür ediyoruz.

Gazze’nin ihtiyaç duyduğu malzemelerin bir kısmının bölgeye ulaştırılmasından memnuniyet duyuyoruz, ancak içeri girmesine izin verilen yardım miktarı Gazze halkının asgari ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır. Netanyahu yönetiminden gelen açıklamalar, insani aranın kalıcı ateşkese tahvil edilmesi yönündeki umutlarımızı azaltmaktadır. İsrail, kamuoyu nezdinde iyice köşeye sıkışan Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatmak için daha çok kan dökmesinin, daha fazla can almasının önüne mutlaka geçilmelidir. Netanyahu, Gazze’de işlediği cinayetlerle antisemitizmi körükleyerek İsrail halkıyla birlikte tüm Yahudilerin güvenliğini tehlikeye atıyor. Dünyada antisemitizmle birlikte İslam düşmanlığı da yükseliyor. Batılı liderlerin Hamas bahanesiyle Filistinlileri şeytanlaştıran sorumsuz söylemlerinin bedelini ise, bu ülkelerde yaşayan göçmenler ödüyor.

Pazar günü Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Filistinli öğrenciye yönelik menfur saldırı, bunun son örneğini teşkil etti. Çoğu zaman fanatik denilerek, akli dengesi bozuk denilerek veya aşırı sağcı denilerek önemsizleştirilmeye çalışılan bu teröristlerle mücadelede Batılı devletlerin isteksiz davrandığını biliyoruz. Gazze krizinin başından beri sergiledikleri çifte standart, Müslümanlara yönelik nefret suçlarının cezasız kalmasında kanuni boşluklardan ziyade, başka senaryoların devreye girdiğine işaret ediliyor. Kur’an-ı Kerim’i yakan melunlara fikir özgürlüğü, bu kılıf altında gösterilen müsamahakâr tavır kesinlikle iyi niyetli değildir. Anlaşılan geçmişte Müsavilere ve Romalılara yapıldığı gibi, bugün de bir Müslüman sorunu icat edilmeye çalışılmaktadır. Çoğu Avrupa’da olmak üzere 7 milyon insanı yurt dışında yaşayan bir ülke olarak tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tek bir vatandaşımızın dahi burnunun kanamasına izin vermeyeceğiz. Gözü dönmüş Netanyahu, bu gerçeğe rağmen insani aranın çatışmaların sona erdirilmesine yardımcı olmasını temenni ediyoruz.

Gazzeli kardeşlerimize yönelik insani yardımlarımız devam ediyor. Bugüne kadar Mısırlı kardeşlerimizle iş birliği içinde 12 uçak ve 1 gemi dolusu yardım malzemesini El Ariş’e sevk ettik. Toplam 1.500 ton insani yardım malzemesi taşıyan ikinci gemimiz bugün yola çıkıyor. Kanser hastaları ve çocuklar başta olmak üzere yaralıların Türkiye’ye intikalini sağlayarak tedavileriyle ilgileniyoruz. Gazze’de kuracağımız sahra hastanelerinin yer tespit çalışmaları yapılıyor.

Gazze’deki vatandaşlarımızın tahliyesini de büyük ölçüde tamamladık. İnşallah bundan sonra da girişimlerimiz çok boyutlu olarak sürecektir. Rehinelerin salıverilmesi ve ateşkesin kalıcı hale gelmesi için temaslarımıza hız vereceğiz.

Şimdi isterseniz Türkiye’nin Gazze krizindeki çok yönlü çabalarına şöyle bir bakalım.

(VTR Gösterildi)

Değerli kardeşlerim; Türkiye, devleti ve milletiyle Filistinli kardeşlerinin yanındadır. 29 Kasım Filistin halkıyla uluslararası dayanışma günü vesilesiyle bir kez daha bölgemize barış ve huzurun ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti’nin kurulmasıyla mümkün olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar; 7 Ekim’den bu yana Gazze krizi gündemimizdeki ilk konu olmakla birlikte, ülkemize, milletimize ve partimize dair hususları da ihmal etmiyoruz. Son Grup Toplantımızın ardından gerçekleştirdiğimiz Almanya ve Cezayir ziyaretlerinde muhataplarımızla ikili ticari, beşeri, siyasi ve savunma konularını etraflıca ele aldık. Almanya’yla 50 milyar dolar seviyesinde olan ikili ticaretimizi kısa sürede 60 milyar dolara çıkarmak istiyoruz. Cezayir’le bu sene 6 milyar doları bulacak ticaret hacmimizi ise inşallah 10 milyar dolar seviyesine taşımayı hedefliyoruz.

Önceki gün Maldivler Cumhurbaşkanını bu ülkeden Devlet Başkanı düzeyinde bir ilki teşkil eden ziyareti vesilesiyle Ankara’da ağırladık. Maldivler’le de turizm, savunma ve ekonomik iş birliğimizi geliştireceğiz.

Dış politikada dostlarımızın sayısını artırma, hasımlarımızın sayısını azaltma stratejimizi başarıyla uyguluyoruz. Buradaki çizgimiz gayet açıktır, biz diplomasiyi bir taraftan kaybettiği, diğer tarafın ise kazandığı sıfır toplamlı bir oyun olarak görmüyoruz. Diplomasi, her iki tarafın da makul bir çizgide buluşarak kazançlı çıktığı, kazan-kazan ilkesinin hayat bulduğu önemli bir imkandır.

Ülkeler arasında anlaşmazlıkların, uyuşmazlıkların olması gayet doğaldır, aslolan bu ayrılıkları kördüğüme dönüşmeden çözme iradesidir;  işte biz buna sahibiz. Oturup konuştuğumuzda özellikle komşularımızla aşılamayacak hiçbir sorunumuz olmadığı inancındayız. 7 Aralık’ta yapmayı planladığımız Yunanistan ziyaretine de yaklaşımımız bu yöndedir. Komşumuz Yunanistan’la ihtilaflarımız dün de vardı, yarın da olacak, aynı şekilde bu ihtilaflardan çıkar sağlama peşinde koşanlar da olacak. Ama bu gerçek aynı denizi, aynı iklimi, aynı coğrafyayı paylaşan iki komşu ülke olarak ortak paydada bulaşamayacağımız anlamına asla gelmiyor. Karşılıklı güven esasına dayalı olarak iş birliğimizi geliştirebileceğimiz pek çok başlık vardır. Ziyaretimizde bunlara odaklanma niyetindeyiz

Yunanistan seyahatimizin şimdiden ülkelerimiz arasında yeni bir sayfanın açılmasına vesile olmasını diliyorum.

Değerli arkadaşlar; Türkiye İnovasyon Haftası kapsamında iştirak ettiğimiz İnovalig Ödül Töreninde ülkemizin yenilikçilik ekosisteminin ulaştığı seviyeyi bizzat görme fırsatı bulduk. Çeşitli kategorilerde ödül alan şirketlerimizi buradan bir kez daha tebrik ediyorum.

Türk özel sektörüyle inanın ne kadar gurur duysak azdır. Muhalefetin ve ülkemizdeki mandacı ekonomistlerin sürekli karamsarlık zerk eden propagandalarına rağmen, hamdolsun firmalarımız dünya çapında başarılara imza atıyor. Bilhassa savunma ve bilişim alanında faaliyet gösteren şirketlerimiz inovasyon konusunda diğer firmalarımıza da ilham kaynağı oluyor. Devletimizin teşvikleri sayesinde tüm Türkiye sathında adeta bir ihracat ve üretim seferberliği yaşanıyor. Küresel ekonomideki zorluklara, bölgemizdeki patlak veren krizlere, 6 Şubat depremlerinin olumsuz etkilerine rağmen yakaladığımız bu ivmeyi çok değerli bulduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum.

Bu iklimin güçlenmesi için iş dünyamıza her türlü desteği sağlıyoruz. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve inovasyon odaklı çalışan her girişimcimizin yanındayız. Geçen hafta Merkez Bankamız bu amaçla önemli bir karar aldı, yeni yatırım taahhütlü avans kredisi programına yıllık 100 milyar Türk Lirası limit tahsis edildi. Program kapsamında 3 yıl boyunca toplam 300 milyar lira limit ayrılacak, böylece yatırımılar çok uygun koşullarda finansmana erişim imkanı elde edecekler. Ayrıca, ihracatçılarımız için günlük reeskont kredi limitlerini 10 kat artırarak 3 miyar lira seviyesine çıkardık.

Her iki kararın başta ihracatçılarımız olma üzere özel sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum.

Merkez Bankası brüt rezervlerimizin Eylül 2014’ten bu yana ilk kez 134,5 milyar dolara çıktığının müjdesini de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sadece bunlarla yetinmiyoruz, Meclise sunduğumuz yeni kanun teklifinde ihracatın desteklenmesinden döviz kıskandırıcı işlerin teşvikine kadar pek çok düzenleme yer alıyor.

Yurt dışında şirket kurmuş müteşebbislerimizin buralardan kazandıklarını ülkemize getirmelerini teşvik eden yeni düzenlemeleri devreye alacağız.

Bir diğer konu başlığımız, deprem bölgemizde fahiş fiyat uygulayanlara yönelik müeyyidelerdir. Açıkçası biz böyle bir meseleyi konuşmaktan bile hicap duyuyoruz. Ama ülkemizde maalesef depremi siyaseten fırsata çevrinmek isteyenler olduğu gibi ekonomik kazanca dönüştürmek isteyen tamahkarlar da var. Milletin acısını istismar eden deprem turistleri son seçimlerde sandıkta derslerini aldılar, milli iradenin şamarını yediler.

Ekonomik hayattaki deprem fırsatçılarına da biz göz açtırmıyoruz. Bilhassa yapı malzemeleri ve yapım işlerinde piyasa gerçekleriyle izah edilmeyecek fahiş fiyatlar söz konusu. Öyle durumlar var ki, aynı malzeme aralarında 60-70 kilometre olan iki şehrimizde yüzde 20, yüzde 30 fiyat farkıyla satılıyor. Tamamen aç gözlülükten kaynaklanan bu çarpıklığın, bu vicdansızlığın üzerine gitmekte kararlıyız. Genel afet bölgesi ilan edilen yerlerde 2025 yılı sonuna kadar mevcut cezaların 10 kat daha ağır uygulanmasını sağlayacağız.

Fırsatçılarla mücadele ederken, deprem konutlarını tamamlamak için bölgede fedakarca çalışan firmalarımıza da her türlü desteği vereceğiz. Deprem felaketi sonrası oluşan yoğun talebin yapım işlerinde maliyetleri artırdığının farkındayız. Bu süreçte şirketlerimize yardımcı olmak adına yapım işlerine ek fiyat farkı ve süre uzatımı verilmesine imkan tanıyoruz. Özellikle depremden önce ihale edilen yapım işi sözleşmelerinin zamanında tamamlanmasında sorunlar yaşandığını gördük. Yatırımlarının planlanan sürede tamamlanması için devlet olarak bu konuda da hem kolaylık gösteriyor hem de yük alıyoruz. Bizim görevimiz, işini düzgün yapana destek olmak, aşırı kar peşinde koşanlara da fırsat vermemektir. Deprem bölgesinde yürütülen inşa ve ihya çalışmalarına yaklaşımımız bu yöndedir. İnşallah önümüzdeki aydan itibaren yapımı tamamlanan deprem konutlarının hak sahiplerine teslimine başlıyoruz. Yıl bitmeden toplam 46 bin deprem konutu ve köy evini hak sahibi depremzedelerimize teslim etmeyi planlıyoruz.

Kardeşlerim, 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle İstanbul Kongre Merkezinde maarif davamızın öncüleri olan kıymetli öğretmenlerimizle bir araya geldik. Buradan bir kez daha sorumluluğu ağır olduğu kadar ulvi bir mesleği azimle, gayretle, başarıyla icra eden tüm öğretmenlerimize eğitim ordumuzun her bir neferine kalpten teşekkür ediyorum.

Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın’ın hayat hikayesini, mücadelesini ve umutlarını beyaz perdeye aktaran Aybüke Öğretmen Oldum Ben filmini gençlerimizin mutlaka izlemesini tavsiye ediyorum. Öğretmenler Günü etkinliğimizde emeklilerimizle ilgili son müjdemizi de kamuoyumuzla paylaştık. Emeklilerimizin yükünü hafifletmek amacıyla hayata geçirdiğimiz 5 bin lira ödeme kararımızı çalışan emeklilerimize de teşmil ediyoruz. Meclis’imizin de onayını aldıktan sonra çiftçi ve BAĞKUR’lu emeklilerimiz dahil çalışan tüm emeklilerimize tek seferlik ödemelerini yapacağız. Önergemizin Meclis’ten süratle geçeceğine inanıyorum. Teklifin yasalaşmasını müteakip ilk düzenlemeden faydalanamayan 4 milyon 689 bin emeklimizin hesaplarına 5’er bin liralarını yatıracağız. Böylece 76 milyar lira ilave kaynak kullanarak 15,2 milyon emeklimizin tamamına bir defaya mahsus 5 bin lira ödemiş olacağız. Bu kararımızın emeklilerimize tekrar hayırlı olmasını diliyorum.

25 Kasım tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günüydü bu anlamlı gün münasebetiyle düzenlenen programda kadına yönelik şiddetle mücadele 2024 yılı faaliyet planının detaylarını açıkladık. Toplam 66 alt hedef ve 218 faaliyet başlığının yer aldığı plan kadına yönelik şiddet konusundaki irademizin en somut ifadesidir. İstanbul Sözleşmesinden ülkemizin çekilmesine dair marjinal çevrelerce yürütülen kampanyaların hiçbir temeli yoktur. Şiddet meselesini bu sözleşmeyle irtibatlandıranların amacının kadına yönelik şiddet olmadığını çok iyi biliyoruz. Çünkü bunlar gerçekten kadına şiddetten rahatsız olsalardı bölücü terör örgütünün kuyruğuna takılmazlardı. Bunların kadın haklarıyla ilgili bir dertleri olsaydı bölücü alçakların katlettiği kadınlarımızın hatıralarına sahip çıkarlardı. Bugüne kadar ne bölücü örgütün dağa zorla kaçırdığı 13-14 yaşındaki kız çocukları için iki kelam ettiler, ne de evlatlarına kavuşma mücadelesi veren Diyarbakır Annelerine destek oldular. Bölücü örgüte sempatiyle bakanlarla opera dinlemeyi, kahvaltı yapmayı, seçim ittifakı kurmayı maharet saydılar. Şimdi de el etek öptükleri için onur duyduklarını ifade ediyorlar. Varsın onlar yollarına bu şekilde devam etsin, biz şehit analarıyla, Diyarbakır Anneleriyle gerektiğinde canları pahasına darbecilere meydan okuyan yiğit kadınlarımızla, elleri nasırlı, emekçi kadınlarımızla vatanı için canını ortaya koyan kadın polislerimiz ve askerlerimizle, elleri öpülesi saygıdeğer öğretmenlerimizle yol arkadaşlığı yapmayı sürdüreceğiz.

İstanbul Sözleşmesini dillerine dolayanların aile kurumunu güçlendirmeye matuf atımlarımızdan rahatsız olmaları da tesadüf değildir. Sapkın ve sapık akımların en büyük destekçisi olan bu kesimlerin temel hedefi toplumsal yapımızı çökertmektir, herhalde ne demek istediğimi anlıyorsunuz LGBT. Çok açık net bu sapkın, sapık akımlar karşısında tek dik duran Cumhur İttifakıdır, AK Parti’dir. Biz meydanı bunlara kesinlikle bırakmayacağız. Gençlerimizi ifsat etmelerine fırsat vermeyeceğiz.

Aile kurmak isteyen gençlerimize finans desteği sağlamaya başlıyoruz. Aile ve gençlik fonumuzla ilgili yasa teklifimiz Meclis’imizden onayını aldı. Kanun bugün Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Fonu ilk etapta deprem bölgesinde hayata geçireceğiz. Gençlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli 150 bin liralık evlilik kredisi imkanı sunacağız. Kredi kullanan gençlerimiz aynı zamanda 2 yıl boyunca aile danışmanlık hizmetinden de faydalanacak. Fon gelirlerimiz arttıkça kapsamını ülkemiz geneline yaygınlaştıracağız. Seçim vaatlerimizden olan aile ve gençlik fonunun da hayırlı olmasını diliyor, bu projenin hayata geçmesine katkı veren herkesi tebrik ediyorum.

Seçimler öncesinde Karadeniz gazının sevincini milletimizle paylaşmak amacıyla başlattığımız ücretsiz doğal gaz desteğimiz sürüyor. Hatırlanacağı üzere ilk ay ısınma dahil konutlardan hiçbir ücret almamış, vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödemiştik. Nisan ayından beri konutlardaki mutfak ve su ısıtma ihtiyaçlarına karşılık gelen 25 metreküplük doğal gaz tüketimini faturalardan düşüyoruz. Şimdiye kadar bu çerçevede vatandaşlarımıza toplam 87 milyar liralık doğrudan destek sağlamış olduk. Bu uygulamayı Nisan 2024 dönemine kadar devam ettireceğiz.

Enerjide vatandaşlarımıza sunduğumuz katkılar sadece doğal gazla sınırlı da değildir. 2023 yılı içerisinde farklı adlar altında elektrik ve doğal gaz abonelerine toplam 282 milyar liralık destek verdik. Dikkatinizi çekiyorum, bu sadece enerji alanındaki desteklerimizdir. Enerji dışında çok geniş bir yelpazede farklı desteklerimiz var. Büyüyen, güçlenen, kendi kaynaklarını kullanan Türkiye’nin imkanlarından 85 milyon vatandaşımızın her birinin istifade etmesi için gayret ediyoruz. İnşallah bundan sonra da devletin kaynaklarını milletin emrine vermeyi sürdüreceğiz.

Kıymetli dava arkadaşlarım; burada özet olarak ifade ettiğim tüm bu çalışmalar, projeler, eserler, destekler, bizim millete hizmet sevdamızı gösterme yanında, muhalefetle aramızdaki derin vizyon farkını da ortaya koymaktadır. Bizim gündemimizde sadece ülkeye, millete, insanlığa hizmet var. Muhalefetin gündeminde ise bolca ayak oyunu var, kimin kimi hançerlediği muamması var, her gün bir yenisi patlak veren skandallar var. Bizim gündemimizin en başında Türkiye yüzyılının inşası varken, onların gündeminde bölücü örgütün emrinde olanlarla Meclis’te nümayiş yapmak var. Bizim gündemimizde deprem bölgesinin süratle ayağa kaldırılması, depremzedelerimizin bir an önce yeni yuvalarına kavuşturulması varken, onların gündeminde yalnızca siyasi geleceklerini kurtarmak var. Muhalefet cenahında son dönemde yaşanan gelişmeleri sadece yüzümüz kızararak değil, inanın üzülerek de seyrediyoruz. Çok açık ve net söylüyorum; ne Türk siyaseti, ne de Türk demokrasisi böyle bir manzarayı asla hak etmiyor.

Milletimiz, iktidarı denetleme görevi verdiği muhalefetin pembe dizileri aratmayan hançer siyasetinden artık bıktı, usandı. Vatandaş bırakın bunlara oy vermeyi, adlarını duymak, yüzlerini görmek dahi istemiyor. Açıkçası seçim sonuçları açıklandıktan sonra biraz umutlanmıştık, belki hatalarını anlarlar, kendilerini sığaya çekerler diye ümit etmiştik, ancak batı cephesinde değişen hiçbir şey olmadı. 14-28 Mayıs seçimlerindeki ağır yenilginin tüm faturasını cumhurbaşkanı adaylarına kestiler, aynı tas, aynı hamam. Yollarına pişkince devam ettiler, şimdi de devletin bakanlıklarını tereke malı gibi ona-buna dağıttıkları gizli mutabakat konusunda aynı taktiği uyguluyorlar. Haberimiz yoktu diyerek tam göbeğinde yer aldıkları kirli pazarlıklardan kendilerini temize çıkarmaya çalışıyorlar. Utanmasalar, seçim gecesi 10 dakikada bir kameralar önünde söyledikleri “kazanıyor” yalanını da inkâr edecekler, ama video o kadar güzel bir alet ki, bunlara manevra fırsatı vermiyor. Evet, CHP’de Genel Başkanlık koltuğunda oturan şahıs değişti, ama CHP’nin siyaset yapış tarzında zerreyi miskal değişiklik olmadı.

Dün de milletin aklıyla, milletin hafızasıyla alay ediyorlardı, bugün de halkı hafife alıyorlar. Dün de siyaset mühendisliklerinden medet umuyorlardı, bugün de tüm umutlarını masa başı senaryolara bağlamış durumdalar. Dün de millete hizmet gibi bir gündemleri yoktu, bugün de yok. Dün de sadece siyasi kariyerlerini düşünüyorlardı, bugün de tek gayeleri kendi ikballeri. Dün de Kandil’e ve Pensilvanya’ya şirin gözükme peşindeydiler, bugün de ülke düşmanlarıyla iş tutuyorlar. Dün de etnik köken ve mezhep üzerinden siyaset yapıyorlardı, bugün de milleti bölmeye çalışıyorlar, yani figüranlar dışında hiçbir şey değişmedi. Sahne önündekiler yenilendi, fakat sahne gerisindeki akıl daneleri aynı kaldı.

Haklarını yemeyelim, bir hususta az da olsa kendilerini geliştirdiler, öğrendik ki Kabine üyelerimize özenip kendilerince güya bazı atamalar yapmışlar. Tabi bunların ortada fol yok yumurta yokken gelin-güvey olma sevdasını biz 14-28 Mayıs seçimlerinden çok iyi hatırlıyoruz. O zaman da erken gaza gelip daha sonra kendilerini komik duruma düşürmüşlerdi. Ama buna rağmen biz Kabinemizi takip etmek üzere kolpa da olsa içlerinden birilerini görevlendirmelerini olumlu karşıladık. Çünkü bu vesileyle belki bizden bir şey kaparlar, böyle düşündük. Bakan arkadaşlarımızı belki ülkeye ve millete nasıl aşkla hizmet edileceğini öğrenirler diye düşündük. Bize bakarak belki milletin gönlüne nasıl girileceğini, dürüst ve temiz siyasetin nasıl yapılacağını anlarlar. Şayet hızımıza yetişebilirlerse bizden öğrenecekleri çok şey var. Ne biz, ne de Kabine üyelerimiz bunları talim etmekten asla gocunmayız, yeter ki onlar her işleri gibi bunu da tavsamasınlar, boşlamasınlar, daha yolun başındayken su kaynatmasınlar.

Değerli kardeşlerim; elbette bunu söylerken, atalarımızın “bakmakla usta olsaydı kediler kasap olurdu”, bu sözdeki hikmet de göz ardı etmiyoruz. CHP ve şürekasına bizi, Kabinemizi, partimizi ve ittifakımızı izlemeye devam etmeleri tavsiyesinde bulunuyorum.

Aziz kardeşlerim; bizdeki muhalefetten ne köy olur, ne de kasaba. Herkesin ufku denizi kadardır demişler, bunların da ufku ancak buna yetiyor. Biz bunlara bakarak asla rehavete kapılmayacağız. 4 ay sonra yapılacak 31 Mart seçimleriyle ilgili hazırlıklarımızı kendi önceliklerimiz ve programımıza göre yürüteceğiz. Rakiplerimizin karşımızdakiler değil, asıl onları kontrol edenler olduğunu asla aklımızdan çıkarmayacağız.

Gençler; unutmayın, bakın bugün bir başlık atıyorum, yeniden İstanbul.

Her zaman söylediğim gibi, bizim kuklalarla ve kuklacılarla işimiz yok. Biz, kuklacıyı da parmağında oynatan üst akılla mücadele ediyoruz. Şimdiye kadar bu konuda en ufak bir zafiyet göstermedik. Başkaları ne yaparsa yapsın, biz ev ödevlerimizi en düzgün, en titiz şekilde yapmaya çalıştık. Emanetini taşıdığımız aziz milletimize karşı sorumluluklarımızın hakkını vermeye gayret ettik, 31 Mart mahalli iradeler seçimleri öncesinde de aynı şekilde yolumuza devam ediyoruz.

Seçim takvimimiz sorunsuz bir şekilde işliyor. Cumhur İttifakı olarak en güçlü şekilde inşallah yolumuza devam edeceğiz. Belediye başkan adaylıkları için başvurular sona erdi, meclis üyelikleri için başvuruları almayı sürdürüyoruz. Elektronik ortamda illerimizin temayül yoklamalarını yaptık, bunu da partimize yakışır bir olgunlukla tam bir kardeşlik iklimi içerisinde, adeta bir demokrasi şöleni havasında gerçekleştirdik.

Cumhur İttifakı’ndaki ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle görüşmelerimiz karşılıklı anlayış temelinde ilerliyor. 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz ve bugüne kadar çeşitli fitne girişimlerine rağmen güçlendirerek devam ettirdiğimiz Cumhur İttifakı’nın inşallah 31 Mart seçimlerinden de anlının akıyla çıkacağına inanıyorum.

Sizlerden sahadaki çalışmalarınızı her zaman bu hassasiyette icra etmenizi beklediğimizi tekrar ifade etmek istiyorum.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Sizlere bütçe maratonunun Genel Kurul aşaması başta olmak üzere Meclis çalışmalarında Mevla’dan başarılar temenni ediyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, önceki gün Pençe Kilit Harekat bölgesinde bölücü alçakların saldırıları sonucunda şehit olan kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabrı cemil niyaz ediyorum.

Yaralı askerlerimize Rabbimden acil şifalar diliyorum.

Son terörist de imha edilene veya teslim olana kadar terör örgütleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Bugünkü Milli Güvenlik Kurulu Kasım ayı toplantımızda terörle mücadele dahil devletimizin güvenliğine dair tüm konuları etraflıca ele alacağız. Rabbim güvenlik güçlerimizin ayağına taş değdirmesin.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

—– / —–

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.